BİZİ TANIYIN PSİKODEM KİMDİR ?

BİR BİREY NEDEN BİZİ TERCİH ETMELİ

PSİKODEM KİŞİSEL GELİŞİM VE KOÇLUK MERKEZİ NE ZAMAN AÇILDI

Psikodem kişisel gelişim ve koçluk merkezi 2011 Ekim ayı itibari ile hizmet vermeye başlamıştır. 9 yıllık bir hizmetimiz var.

PSİKODEM KİŞİSEL GELİŞİM VE KOÇLUK MERKEZİNDE HANGİ HİZMETLERİ VERİYORSUNUZ

Yetişkinlerde psikolojik danışmanlık

Pedagojik destek

Çocuklarda oyun terapisi

Öğrenme güçlüğü olan çocuklar için özel eğitim

Dil ve konuşma terapisi

Evlilik ve çift danışmanlığı

Anlayarak hızlı okuma eğitimi

Hafıza teknikleri

Dikkat geliştime

BALIKESİRDE BÖYLE BİR KURULUŞ VAR MI

Balıkesir’de bu uzmanlık alanlarının bir arada olduğu herhangi bir kuruluş bulunmuyor. Bu kapsamda kurumsal ilk ve tek kuruluş Psikodem.

HANGİ YAŞ ARALIĞINA HİZMET VERİYORSUNUZ

Psikodem bebeklik çağından itibaren yaşlılık dönemine kadar tüm insanların yaşamında karşılaşabileceği aşmakta zorlandığı günlük yaşamlarını zora sokan her türlü sorunlarında çözüm üretmek üzerine kurulmuş olan bir merkez.

HANGİ ALANLARDA ÇOCUKLARA HİZMET VERİYORSUNUZ

Sıfır yaştan itibaren çocuklarda gelişme geriliği, öğrenme güçlüğü, gecikmiş konuşma ve konuşma bozuklukları, davranış problemleri, dikkat eksikliği-hiper aktivite, yeme içme bozuklukları, uyku bozuklukları, depresyon, kaygı bozuklukları, otizm ve yaygın gelişimsel bozukluklarla ilgili hizmet verebiliyoruz.

Görüşmeler ve terapiler hem aile ile birlikte, hem de çocuğun uzmanla birebir seansa alındığı terapi ve bazen de oyun terapisi şeklinde geçiyor.

6-16 yaş arasındaki çocuklara zeka-gelişim-kişilik testleri yapabiliyoruz. Bu testler, çocukların kişisel gelişimlerini takip edebilme, potansiyelini tanıma, üstün zeka durumunu anlamanın yanı sıra özgüven eksikliği, iletişim problemleri, öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği, ders başarısızlığı, alt ıslatma, inatçılık, saldırganlık, gibi bir çok psikolojik sorunun zeka düzeyiyle ilişkili olup olmadığının tespit edilmesinde de etkin biçimde kullanılmaktadır.

OKUL ÇAĞI ÇOCUKLARINA HANGİ ALANDA HİZMET VERİYORSUNUZ

Okul çocuklarında sınav kaygısı, dikkat eksikliği, okul fobisi, zeka geriliği, üstün zeka, adaptasyon sorunları, davranış sorunları, özgüven eksikliği, internet bağımlılığı, sosyal ilişkilerde zorlanma,  anksiyete, başarısızlık kaygısı ve  panik atak gibi sorunlarla karşılaşmaktayız. Tüm bu sorunlarda uzman kadromuzla danışmanlık ve terepi hizmeti veriyoruz.

YETİŞKİNLER İÇİN HANGİ ALANLARDA  HİZMET VERİYORSUNUZ

Yetişkinlerde günlük yaşamı zora sokan tüm sosyal ve ailevi sorunlar, çökkünlük, kaygı, moral motivasyon bozuklukları, obsessif  kompulsif bozukluklar, kişilik bozuklukları, cinsel kimlik bozuklukları ve cinsel sorunlar, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, kaygı bozuklukları, davranış bozuklukları, tik bozuklukları, uyku bozuklukları, bipolar (manik depresif) bozukluk, uyum bozuklukları gibi sıkça görülen sorunlarda terapi ve destek hizmeti veriyoruz.

DİL VE KONUŞMA TERAPİSİ EĞİTİMİNİZ VAR MI

Uzman terapist tarafından, kekemelik, artikülasyon  hızlı ve bozuk konuşma, geç konuşma, ses bozuklukları, motor konuşma bozuklukları, afazi, down ve otizme bağlı konuşma bozuklukları gibi dil ve konuşma bozukluklarının tümünde terapi hizmeti veriyoruz. Bu terapiler haftalık seanslar halinde olup kısa sürede oldukça başarılı sonuçlar alıyoruz

PSİKODEM KİŞİSEL GELİŞİM VE KOÇLUK MERKEZİ KADROSU KİMLERDEN OLUŞUR

Çocuk, Ergen ve Yetişkin alanlarında Uzman Klinik Psikolog,  Uzman Psikolojik Danışman  Özel Eğitim Uzmanı, Uzman Dil ve Konuşma Terapisti, Wisc-R ve diğer testleri uygulayıcı Psikolog, Oyun Terapisti, Psikolog Hipnoterapist, EMDR uygulayıcı Psikolog olmak kaydıyla psikodem bünyesinde her biri kendi alanında uzman ve deneyimli profesyoneller bulunmaktadır.

NE ZAMAN PSİKOLOJİK DESTEĞE BAŞVURMALIYIZ

İnsanların yaşadıkları problemler günlük hayatlarını sekteye uğratıyorsa aile ve sosyal ilişkilerini zora sokmaya başladıysa psikolojik destek almaya ihtiyacları var demektir.

Destek alınacak kurum seçiminde psikolojiye dair tüm alanlarda uzman ve tecrübeli kadrosu olan kurumsal bir merkez tercih edilmelidir.

ÜCRETSİZ ÖN GÖRÜŞME HİZMETİNİZDEN BAHSEDER MİSİNİZ

Psikodem olarak insanların psikolojik destek alma konusunda yeterince emin olmadıkları, yaşamlarında yolunda gitmeyen ve onları kaygılandıran durumlar olduğunda kendilerini anlatabilmeleri ve destek almaya ihtiyaçları olup olmadığını ya da hangi uzmanlık alanından destek almaları gerektiğini tespit edebilmek amacıyla ücretsiz ön görüşme yapıyoruz. Bunun dışında Dil ve Konuşma Terapisi ve Özel eğitim alanlarında da bilgi alma ve ihtiyacı belirlemeye yönelik görüşme uygulamalarımız mevcut.

BİZİ ARAYANLARI NASIL YÖNLENDİRİYORUZ     

İnsanlar bizi aradıklarında konuyla ilgili eğitim almış danışma personelimiz tarafından ilgili alanlara yönlendirilme yapılıyor. Ayrıca aramalardaki soru ve talepleri cevaplamak uzmanlık gerektiriyorsa arayan kişinin telefonuna ilgili uzmanımız tarafından geri dönüş yapılarak açıklamada bulunuyoruz.

 

NEDEN BİZ

Psikodem kişisel gelişim ve koçluk merkezi, kuruluş yılı olan 2011’ ten itibaren tüm çalışanları ile danışanlarımızın uluslararası standartlarda sağlık hizmeti alması için çaba göstermeyi ilke edinmiştir

Bireysel ve kurumsal bazda gelişimi destekleyici faaliyetler sunan, genç ve dinamik bir ekibe sahip, güçlü hedefleri olan kurumuz

EĞİTİM ORGANİZASYONLARI

Bireysel ve kurumsal bazda olmak üzere, ihtiyacınız olan her alanda, her ölçekte eğitim çözümleri sunuyoruz. İhtiyacınız olan eğitimleri, en uygun fiyat ve en yüksek kaliteyle sizlerle buluşturuyoruz

BİREYSEL VE KURUMSAL DANIŞMANLIK

Temel olarak iki alanda danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Psikolojik destek almak isteyen bireylere bire-bir, çift, aile ve grupla danışma süreçleri yürütürken, kurumsal destek almak isteyen paydaşlarımızla ise kurumsal danışmanlık hizmetleri yürütüyoruz.

 

 

ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME

Sürekli gelişim ve yenilik üretimi felsefemiz gereğince tüm bireysel ve kurumsal gelişim faaliyetlerine destek olacak ürün geliştiriyoruz. Önce ihtiyaçları tespit ediyoruz ve en iyiyi sizlerle buluşturmaya gayret ediyoruz

Ruh sağlığı gibi yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir alanda hizmet veriyor olmanın bilinciyle; psikoloji alanındaki akademik birikimden faydalanan, en son teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek uygulayan, sürekli gelişimi hedefleyen bir yaklaşımı benimsiyoruz.

Danışan memnuniyetinden taviz vermeyen hizmet anlayışımızla ilk kurulduğumuzda günkü heyecanımızla danışanlarımızın yanındayız.

Tecrübemizle KURUCU MÜDÜRÜMÜZ GÜRAY ÇETİN in yönetimiyle danışanlarımıza mümkün olan en iyi hizmeti verme yolunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz

NEDEN PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK ?

    Psikolojik danışma, bireyin kendini anlaması, farkındalık kazanması, problemlerini tanımlaması ve çözüm yolları üretmesi, kararlar alması, çevresiyle uyumlu ve sağlıklı iletişim halinde olması kendini geliştirmesi için  uzman kişiler tarafından profesyonel bir yardım sürecidir. Bu yardım hizmetini verene psikolojik danışman, yardım hizmetini alana danışan denilmektedir.

    Psikolojik danışma bireylerin günlük yaşamda karşılaştıkları durumlarla ilgili uyum sorunlarıyla baş etmelerine yardım eden bir süreçtir. Bu açıdan bakıldığında da psikolojik danışma almak isteyen bireyler “hasta” değildir. Toplumumuzun bu yardım sürecine olumsuz bakış açısının aksine danışma süreci “normal” bireylerin günlük yaşamdaki sorunlarıyla ilgilenir. Yaşamlarında meydana gelen değişimlerle baş edemeyen uyum sağlayamayan bireylerin yardım alması doğal bir durumdur.

    Psikolojik danışma süreci koşulsuz kabul ve saygıyla birlikte empatiye dayalı bir süreçtir.  Danışanın genel görünüşü, öğrenim düzeyi, yaşı, cinsiyeti, ırkı, ekonomik durumu gibi özelliklerine bakılmadan önyargısız, danışanın olduğu gibi kabul edilen bir süreçtir. Yani danışma sürecinde danışan olduğu gibi kabul edilerek empati ile yaklaşılmaktadır. Diğer bir önemli durum ise danışma sürecinde gizlilik esastır. Danışanın anlattığı konular süreç içerisinde danışman ve danışan arasında bazı haller dışında üçüncü şahısların bilgi alamadığı bir süreçtir. Akıl vermek çoğu zaman insanlar, olması gerekeni veya ne yapmalar gerektiğini söylemektir. Bu danışmanlığın temel prensiplerine aykırıdır. Danışmanlar, asıl olarak kişilerin bir olayla ilgili mümkün olan bütün olasılıklara bakabilmelerini sağlarlar, olması gerekene değil. Bu şekliyle danışman kontrolü ele alan kişi değil, danışan kişinin kontrolü sağlamasına yardımcı olandır. “Bu durumla ilgili ne gibi seçeneklerin var?”,“Sen bu durumla ilgili ne yaptın veya ne yapabilirsin?” gibi sorularla danışman danışan kişiyi alternatif seçeneklere odaklamaya çalışır. Aynı zamanda bu soruları cevaplandırması, çözümde asıl sorumluluğun ve kontrolün kendisinde olduğunu danışana fark ettirir.

     Evlilik ve aile danışmanlığı ise evlilik ve aile içerisinde yaşanan bireyler arası çatışmalar, aileyi bütünüyle etkileyen çatışma, zorlu yaşam olayları karşısında yaşanan süreçler ile baş etmeye, uyum sağlamaya yönelik psikolojik danışma alanıdır.

Hangi Durumlarda Psikolojik Danışmanlık Almalıyız?

Kendimizi mutsuz, ağlamaklı, kederli hissettiğimizde, önemsiz gibi görünen durumlarda öfke ve panik krizleri yaşadığımızda, hayattan zevk almıyor her zaman keyif alarak yaptığımız şeylerden artık zevk almadığımızda, duygusal olarak çökkün bir ruh hali hissettiğimizde,1 aydan fazla bir süredir uyku bozukluğu yaşıyorsak, ölüm intihar gibi düşünceleri kafamızdan atamıyorsak hayatımızı etkileyecek önemli kararlar aldığımızda(evlenme, boşanma, iş değiştirme gibi),eskiden yaşamış olduğunuz fakat şuan bile hata etkisinden kurtulamadığınız bir durumda, bizi yargılamayan aksine çözüm sunan tarafsız birilerine ihtiyaç duyduğumuzda, Evliliğimizle ilgili sorunlar yaşadığımızda, Cinsel sorunlar yaşadığımızda, Gelecek ile ilgili kaygılarımız olduğunda, sosyal hayatımızda, iş hayatımızda kendimizi yeterince ifade edemediğimizi düşündüğümüzde, çocuklarımızla iletişim kurmada güçlük çektiğimizde, çocuklarımızın okul başarısını arttırmak istediğimizde, motivasyon problemlerinde, konuşma bozukluğu olması durumunda, çocuğumuzun altına kaçırma problemi varsa, dikkat eksikliği gibi durumlarda psikolojik danışmanlık desteği alınmalıdır.

NEDEN PEDAGOG’A İHTİYAÇ DUYARIZ

Çocuğun hayatındaki önemli değişikliklerde problemleri önlemek amaçlı;

Çocuğunuzun hayatını olumsuz etkileyeceğini düşündüğünüz aşağıdaki değişiklikler ve olaylarda;


- Aileye yeni bir bebeğin gelişi, 
- Boşanma,
- Anne babanın ayrı evlerde yaşaması,
- Anne veya babanın işten ayrılması veya işe başlaması,
- Ev ve oda değişikliği,
- Ebeveynlerin çocuktan ilk defa uzak kalacak olması, uzun süreli şehir dışı yolculuklar,
- Kreşe ve Anaokuluna ilk defa başlamak,
- İlkokula ilk başlangıç,
- Aile içi ilişkilerde büyük krizler yaşanıyorsa ve çocuk bu durumdan derin bir şekilde etkileniyorsa,
- İşsizlik,
- Eşler arası problemlerin çocuğu etkilemesi,
- Okul ve arkadaş değişikliğinde,
- Çocuğun bakımından birinci derecede sorumlu olan yetişkinlerde psikolojik sorunlarının olması,
- Aile bireylerinden birisinin yaşadığı önemli bir hastalık, kaza, ölüm ve yas gibi aileyi derinden sarsan ve çocuğu da derinden etkileyebilecek olaylar varsa,

Buna benzer çocuğunuzu etkileyeceğini düşündüğünüz durumlarda pedagoga danışabilirsiniz.

Çocuğunuzdaki davranış değişikliklerinin nedenlerini anlamak ve psikolojik destek vermek amaçlı;

Son zamanlarda çocuğun davranışlarında ve ruh halinde bir gariplik, farklılık hissediyorsanız pedagogdan mutlaka destek almalısınız. Bu değişiklikler;

- Aile bireylerinden birisinin yaşadığı önemli bir hastalık, kaza, ölüm ve yas olaylar çocuğu derinden sarsıldıysa,
- Tavırlarında ani değişiklik varsa örneğin sürekli gergin, sinirli, huzursuz,
- Uyku ve beslenme düzensizlikleri,
- Düzgün konuşuyorken aniden kekelemeye başlaması,
- Okulda ders dinlerken veya ders çalışırken dikkatini toparlamakta zorlanması,
- Aşırı halsiz ya da çok hareketli olmaya başladıysa,
- Korkuları ve kaygıları artıysa,
- Suçluluk duygusu yaşıyorsa,
- Gereksiz tutturmalar ve takıntılar başladıysa,
- Okuldan öğretmeninden, bakıcınızdan ya da bir arkadaşından gelen uyarılar artıysa,
- Altını ıslatmaya başladıysa,
- Gece dişlerini gıcırdatmaya başladıysa,
- Gece uykusundan sık uyanıyor ve sık sık kabus görmeye başladıysa,
- Arkadaşlarına karşı saldırgan ve hırçın bir tavır sergiliyorsa,
- Anneye babaya ve yakın akrabalarına karşı saldırgan davranıyor ve onlara vuruyor, ısırıyorsa,
- Anneye olan düşkünlük artıysa ve anneyi evin içinde takip ediyor ondan ayrılmıyorsa,
- Yalnız başına tuvalete veya diğer odalara gitmekten korkuyorsa,
- Çok sessiz bir çocuk olduysa ve kimseyle bir şey paylaşmak istemiyorsa,

Çocuğunuzdaki semptomları değerlendirip tedavi sürecini başlatmak amaçlı;

Çocuğunuzda önemsiz gibi görülen problemler ciddi bir bozukluğun habercisi olabilir. Bu durumda erken tanı çocuğun tedavisinde önemli bir rol oynar.


- Çocuğunuz yaşına göre öğrenmekte güçlük çekiyorsa, 
- Gelişim alanlarından birinde gecikme varsa, örneğin yaşıtlarına göre hala konuşmaya başlamadıysa
- Arkadaşlarıyla uyum problemi yaşıyorsa: Örneğin bir tek arkadaşla iyi oynarken ikinci arkadaş geldiğinde anlaşamıyor ve sadece yetişkinlerle ya da kendinden büyük çocuklarla oynamayı tercih ediyorsa,
- Sürekli altını ıslatıyorsa ve çocuk doktorunuz bunun fizyolojik bir nedeni olmadığını ifade ediyorsa, 
- Okulda ve evde aşırı aktifse ve dikkatini toplamakta zorlanıyorsa,
- Dürtülerini, isteklerini kontrol etmekte zorlanıyorsa,
- İnatçı ve dediklerini ağlayarak yaptırıyorsa,
- Sabırsız ve her istediğinin anında olmasını istiyorsa,
- Tutturmalar ve takıntılar hayatını etkileyecek boyut aldıysa,
- Uyku sorunları yaşıyorsa,
- Konuşma gecikmesi yaşıyorsa,
- Altını çok sık ıslatıyorsa,
- Algılamada ve komutları anlamada sorun yaşıyorsa,
- Sürekli aynı oyuncakla tuhaf şekilde oynuyorsa,
- Göz kontağı kurmuyorsa,
- Aile üyeleri dışında kimseyle iletişim kuramıyorsa,
- Kendi odasında tek başına yatamıyor annesi veya babasıyla yatıyorsa,
- Öz bakım ihtiyaçlarını kendisi yapamıyorsa,
- Her şeyi ağlayarak yaptırıyorsa,
- Annesine çok hırçın davranıyorsa,
- Tek başına bir yetişkinle büyüyor ve arkadaş çevresi yoksa
- Annesi babası ölecek diye kaygılanıyorsa,
- Okula gitmek istemiyorsa,
- Yalan söylüyorsa,
- Tırnaklarını yiyorsa,
- Mastürbasyon yapıyorsa,
- Okul başarısında ani düşme olduysa,
- Dikkatini bir şeye toplamakta zorlanıyorsa,
- Dalıp gitmeler artıysa,
- Her şeye hayır diyor ve karşı çıkıyorsa,
- Çeşitli tikler geliştirdiyse,
- Ağır travmalar yaşadıysa,
- Cinsel istismar yaşadıysa,
Bu ve buna benzer, sizin için önemsiz gibi görülen ipuçları bir psikiyatrik bozukluğunun başlangıcının sinyali olabilir. Bu semptomların sayısı daha da artmadan pedagoga gitmeniz tedavinin daha kısa sürmesini sağlayacaktır. Bu semptomlar dikkate alınmaz ve aile zaman kaybederse çocukta çeşitli ruhsal bozukluklar oluşur. Pedagog bu semptomlar değerlendirir eğer ruhsal bir bozukluktan şüphe ederse Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı ile işbirliği içinde çalışır. Çünkü zaman kaybedildiyse ve artık ruhsal bozukluk derecesinde ise psikiyatrik ilaçlar tedavinin bir parçasını oluştur. Bozukluğun kesin tanısında ve tedavi için yazılacak İlaçlar konusunda Çocuk Psikiyatrisi uzmandır.


Peki, çocuklarda karşılaşılan ruhsal bozukluklar nelerdir?


- Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu 
- Öğrenme Bozukluğu,
- Davranım Bozukluğu,
- Anksiyete Bozuklukları,
- Depresif Bozukluk,
- Enürezis, Enkoprezis
- Yaygın Gelişimsel Bozukluklar ( Otizm, Asperger)
- Obsesif Kompelsif Bozukluk,
- Fobiler,
- Tikler,
- Sosyal fobi,
- Uyku bozuklukları,
- Çocukluk Şizofrenisi,
- Panik atak,
- Konversiyon Bozuklukluğu,
- Somatizayson Bozukluğu
- Alkoliz,
- Yeme bozuklukları,
- Karşıt Gelme Bozukluğu,
- Dürtü Kontrol Bozukluğu,
- Konuşma Bozuklukları
- Vb.
Bunlar çocuklarda en sık rastlanan ruhsal bozukluklardır. Önemli olan anne babaların çocuklarındaki rahatsızlıklığı kabullenip zaman kaybetmeden pedagog desteği almalarıdır. Pedagog, problemin ne olduğunu, ne yapmak gerektiğini,, başka hangi uzmanlardan destek almanız gerektiği hakkında size ayrıntılı bilgi verecek ve tedavi sürecini başlatacaktır.


Çocuğunuzdaki ruhsal ve davranışsal değişiklikleri önemseyerek zamanında pedagoga danışmanız dileğiyle,

Dil Konuşma Bozukluğu

İletişim sosyal hayatımızın en önemli parçasıdır ve çevremizdeki herkesle iletişim kurmaya ihtiyaç duyarız. Dil konuşma bozukluğu olan ya da olmayan çocuklarda iletişim doğduğu andan itibaren başlayıp yaşamı boyunca da hayatın en önemli işlevidir.

Dil konuşma bozukluğu çocuklarda gençlerde; dil, bu iletişimi sağlayan araç; konuşma ise iletme yoludur. Konuşma, sözel dilin seslerle ifade biçimidir ve insanın temel bir biyolojik özelliğidir.

Dil konuşma bozukluğu olan çocuğunuzun dil becerilerini anlamanız ve çocuğunuzu doğru değerlendirmeniz için çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz gerekir. Dilin kazanılmasında insanların doğuştan getirdiği bilişsel kapasite her ne kadar önemli olsa da bu kapasite çocuğun içinde yetiştiği çevre tarafından olumlu ya da olumsuz olarak etkilenmektedir. Çocuklara dil ve konuşma açılarından doğru model olunmadığında veya çocuklar dil girdisinin yeterli olmadığı bir ortama uzun süre maruz bırakıldıklarında dili ve konuşmayı öğrenemezler. Çocuklar da veya ortam da hiç bir sorun olmasa dahi, ilk sözcüklerini öğrenme ve söyleme, kullandıkları sözcük sayısı, dilin yapısını edinme ve cümlelerle konuşma gibi dil ediniminde ki hızları ile kullanımda nicelik ve nitelik bakımından bireysel farklılıklar göstermektedirler. Çocukların önemli bir bölümü, konuşmaya ve dil becerilerini kullanmaya başlamakta gecikmiş olsa dahi sonrasın da normal bir dil gelişimi sürdürmekte ve sonunda tamamen normal bir dil geliştirebilmektedir. Bazı çocuklar ise, dilin bazı öğelerini geliştirmekte her zaman geciktirmekte, dil sorunu ilerleyen zamanlarında da  devam etmektedir.

Çocuklarda Olabilecek Dil ve Konuşma Sorunu Nasıl Fark Edilir?

Dil gelişiminde bir aksaklık olup olmadığı yönündeki ilk belirtiler, çocukta konuşma davranışının ortaya çıkması ile başlamaktadır. Bu ise, ancak 12-18 ay dolaylarında olmaktadır. Bu yüzden aileler 12-18 ay içindeki çocukların dil gelişimleri dikkatlice izlemelidirler. Eğer herhangi bir dil ve konuşma sorunundan şüphelenilirse, dil-konuşma gelişimi için kritik dönemler olan 2-6 yaş aralığındaki çocukların dil-konuşma gelişimlerini yeterli ve doğru bir biçimde desteklemek gerekmektedir.

DİL VE KONUŞMA TERAPİSİNDEN KİMLER FAYDA GÖRÜR ?

Kekemelik, hızlı bozuk konuşması olan çocuk ve yetişkinler,

Artikülasyon bozukluğu veya fonolojik bozukluğu olan(sesleri hatalı biçimde söyleyen, birbiri yerine kullanabilen) çocuk ve yetişkinler,

Dil gecikmesi olan ya da dil bozukluğuna sahip olan çocuklar,

Geçirilen Beyin-Damar olaylarına bağlı olarak afazi, apraksi, disartri edinen bireyler,

Otizm ve diğer yaygın gelişimsel bozuklukları olan bireyler,

Serebral Palsi, Yarık Damak Dudak, Down Sendromu ve bunlar gibi konuşmayı etkileyebilecek her türlü sendroma sahip olan bireyler,

Nodül, polip gibi ses bozukluklarına sahip ve ilgili KBB uzmanı tarafından tanısı konmuş bireyler,

İşitme kaybı ya da öğrenme güçlüğü gibi durumlara bağlı olarak dil/konuşma güçlükleri yaşayan bireyler.

 

Dil Konuşma Eğitiminin Düzeltebileceği Sorunlara Birkaç Örnek:

Ses Bilgisi ve Sesletim Sorunları

Okul öncesi dönemde çocuklarda çok fazla karşılaşılan sorunlar arasında bulunur. Aileler ya da öğretmenler çocuğun bir sesin yerine bir başka ses kullandığını, bazı sesleri söyleyemediğini, ‘konuşmasını anlayamadıklarını’ ifade ederler.

Kekemelik

Dil ve konuşma gelişiminin ilk dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. 2-6 yaş arasında başlamakta ve konuşma sırasında tekrarlar, tutulmalar ya da seslerin gereksiz uzatılması biçiminde özellikler göstermektedir. Bu konuşma sorunu erken müdahale edilmezse diğer sorunlar gibi ilerleyen yaşlara kadar süreklilik gösterebilir.

Dil ve Konuşma Gelişiminde Gecikme

18 ay civarında fark edilebilecek bir sorun olan dil gecikmesi, ailenin beklemesi (korkması), çevrenin yanlış kulaktan dolma  önerileri ve tavsiyeleri nedeniyle beklenmesi çocugun erken dönem eğitiminde ki en büyük engeldir. Bu yüzden aileler  gecikme fark ettikleri anda bir  uzmana başvurmaları gerekmektedir.

Sesleme (fonasyon) Bozuklukları

2 -10 yaş çocukları  arasında ses bozuklukları türünden konuşma bozuklukları sayısı oldukça fazladır. Bunun temel nedeni de  bu yaş grubundaki çocukların oyunda ve diğer durumlarda  yüksek sesle konuşmaları hatta bağırmalarıdır. Eğer çocuğunuzun sesinin düzeyinde bir bozulma varsa bir KBB uzmanına ve gerekiyorsa bir uzmana başvurmanız gerekebilir.

Ailelere Tavsiyeler

Dil ve konuşma probleminden kuşkulandığınız da çocuğunuzun  uzman dil ve konuşma terapisti tarafından değerlendirilmesini sağlayınız.

Dil-konuşma gelişimi için kritik dönemler olan 2-6 yaş aralığında eğitime başlamaya özen gösterin. Çocukların dil-konuşma gelişimleri ne kadar erken ve doğru desteklenirse o kadar doğru ve normal bir ilerleme ortaya çıkar. Çocuğunuzun nasıl konuştuğundan çok neler söylediğine ve ya da ne söylemek istediğine dikkat edin. İstediği nesneleri uzağında tutup belirli ses ve sözcüklerden sonra ulaşmasına izin verin. Ses ve sözcükleri aferin ile pekiştiriniz.

Çocuğunuzu kardeşi ve akraba çocuklarıyla  kıyaslamayınız. Onu kendi gelişimi içerisinde değerlendiriniz.

ANLAYARAK HIZLI OKUMA EĞİTİMİ

HIZLI OKUMA NEDİR?

Hızlı okuma, adından da anlaşıldığı gibi, normalden daha kısa sürede daha çok şey okuyabilmek, daha iyi anlamak amacıyla yapılan bir okuma tekniğidir. Hızlı okuma tekniği yıllardır dünyanın çeşitli ülkelerinde kullanılmaktadır. Ülkemizde ise 1985’lerden itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Anlayarak Hızlı Okuma Tekniği emek verildiğinde okuma hızınız ve anlama oranınızda ciddi oranda fark yaratan yeni bir okuma tekniğidir.

NİÇİN HIZLI OKUMA?

Yaşadığımız yüzyıl bir bilgi çağıdır. Bilgi daha hızlı çoğalmakta, bizler ise dakikada 150 kelime ila 300 kelime arasında okuyabilmekteyiz. Oysaki günümüzün aydınları, dakikada ortalama 500 kelime okumamız gerektiğini belirtmektedir.

Zihin olarak okuma hızımızı sınırlandıran bizleriz. Günlük gazeteler, e-postalar, kitaplar, ödevler, iş yazışmaları vb. dokümanların daha hızlı okunması yaşam kalitenizin artmasına olanak sağlayacaktır.

Ayrıca, sınavlara hazırlanan öğrenciler hızlı okuma teknikleri ile daha hızlı okuyup, daha hızlı anlayarak, sınavlardaki başarılarını artırabilirler. Unutmayın ki, beynimizle gözlerimiz arasında ışık hızında bir iletişim kurulmaktadır. Işık 300.000 km/s hızla ilerlerken, ses 312 km/s ilerler. Beynimiz çok hızlı okuma yeteneğine sahiptir, önemli olan onu eğitmektir.

HIZLI OKUMANIN FAYDALARI

Okumak, dünyaya geldiğimiz andan itibaren birçok eğitim süreci geçiren insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Kitapların bir faydası da kendinizi ifade etme kabiliyetini geliştirir. Kelime haznelerinin gelişmesini sağlar. Kelime hazneleri ne kadar geniş olursa günlük hayattaki konuşmalar da o kadar dikkat çekici olur. Okurlar istediği ortamda istediği şekilde ifade etme yeteneğine sahip olur. Böylelikle bireyin özgüveni artar.

Sahip oldukları bilgilerin %60’ını bu yolu kullanarak edinen gelişmiş ülke toplumları, günümüzde daha fazla okuma alışkanlığı sahip olmanın sağladığı avantajları her alanda yaşamaktadır. Geri kalmış toplumların karşılaştıkları sorunların birçoğunun kaynağında ise eğitimsizlik yer almaktadır. Hızlı okumanın diğer faydaları;

• Okuma yanlışlarından kurtarır.

• Beyini iki yönlü kullanarak zihinsel potansiyelleri daha aktif kullanmayı sağlar.

• Mevcut okuma hızını ortalama olarak 2-4 kat arttırır.

• Dikkat ve konsantrasyon süresi ortalama % 50 oranında artar.

• Amaçlı ve süreli okuma becerilerini geliştirir.

• Hafızayı geliştirir.

• Okuma, ders çalışma dolayısıyla öğrenme zevkli bir hale gelir.

• Göz kasları ve görme kabiliyeti geliştiği için okurken gözler yorulmaz.

• Düşünceleri olgunlaştırıp, besleyip, geliştiren ve çabuklaştıran ana kaynaklardan biridir.

• Stresi azaltır.

• Zamanı daha verimli kullanmayı sağlar

• Zihni geliştirir ve tembellikten kurtarır.

• Olaylara farklı bakmasını sağlar.

• Okunanı anlama – hatırlama gücünü kuvvetlendirir.

• Toplumsal ilişkilerin kalitesini artırır.

• Kısa zamanda daha çok bilgi öğrenmeyi sağlar.

• Her yazının aynı amaçla okunmadığını ve aynı hızda okunamayacağı mantığı sayesinde esnek okuyucu olmayı sağlar.

• Karar verme ve hayal etme yeteneğini geliştirir.

• Eğitim hayatındaki başarıları artırır.

• Meslek hayatındaki başarıları pekiştirir.

• Sınavlarda zaman problemini ortadan kaldırır.

• Okunanı bir bütünlük içinde daha kolay anlamayı sağlar.

• Daha hızlı ve daha iyi anlayarak okunur.

• Okumadan hiçbir evraka imza atmamayı sağlar.

EĞİTİMİN İÇERİĞİ

• İlk okuma ve anlama oranı ölçümü

• Etkin Hızlı Okuma Sistemi Teorisi

• Odaklanma egzersizleri

• Göz kaslarını geliştiren Takistoskop egzersizleri

• Anlama becerisini geliştiren Etkin Okuma teknikleri

• Ön Okuma ve Göz Gezdirme teknikleri

• Zihin Haritası çalışmaları

• Sağ sol Beyin çalıştırma egzersizleri

• Son okuma ve anlama oranı ölçüm